February 2012
2 posts
January 2012
1 post
Tanrım, beni subliminal nöro teknolojinle yeniden...
Harbiye Müzesi’ndeki Hediyelik Eşya Fuarı’ndayım. Sıcaktan bunalmışım, sebepsiz bir gazla girdiğim bu kapalı panayırdan hızlıca çıkmanın yolunu arıyorum.
Hediyelik Beypazarı Kurusu ile Halis Trabzon Tereyağı reyonlarını geçtikten sonra, iki boncukçu arasında sıkışmış, daracık bir standı fark ediyorum. Sağlı sollu birkaç poster eşliğinde, beyaz örtülü bir masaya aynı CD’den...
October 2011
4 posts
I Love Seagulls
Martıları sevmek için nedene ihtiyacınız varsa, son bir haftada yaşananlar gerekli bahaneleri verebilir. Ben kendimce 10 tane neden buldum ve bunları aşağıda açıklamaya çalıştım; buyurunuz:
1) Hiçbir martı türü, başka martı türlerini aşağılamaz. Çünkü her martı, sadece martı olduğunun farkındadır. Bundan dolayı Kadıköy martıları ile Eminönü martıları arasındaki tek muhtemel husumet, vapurlardan...
Tayyip'in Filleri Kocaman
Başbakan hepimizi çok seviyor. Filleri de…
Geçen gün tütün, alkol ve lüks araçlara döşenen Özel Tüketim Vergisi’nin arttırılması hakkında konuşurken, “Sigara içme kardeşim, alkolü de az tüket! Porsche’ye bineceğine Fiat’a bin!” demiş. Nasıl da sevecendir, canım benim!
Biliyorsunuz; hükümet yaptığı arttırıma zam değil, vergi düzenlemesi diyor. Ortalığın kağıt...
Çin Mallarını Neden Sevmeliyiz?
Sizinle “Çin Mallarını Neden Sevmeliyiz” isimli komposizyonumu paylaşmak istiyorum.
Günümüzün hormonlu Çin’i, organik komünist olduğu dönemlerden daha çok tedirgin ediyor kapitalistleri. Ucuz işgücüyle üretilen Çin malları, sadece gelişmiş Batı ülkelerinin değil, güdük kalmış bölgelerin piyasalarını da sallıyor.
Üreticiler Çin mallarıyla rekabet edemedikleri için kızgın, halk...
Apple yetim kalmış bana ne?
Steve Jobs ölmüş.
İnsanlar sağa sola “RIP Steve” yazıp duruyor. Adam Ecnebi, bittabi “Allah kabir rahatlığı versin”i anlamayacak.
Fakat profil fotoğraflarına düşen Apple logosunu ya da şık gençlik fotoğraflarını gördüğüne eminim. Gerçi yaşarken firması için üretim yapan Çin’in Foxcann fabrikasındaki gelişmeleri pek umursar gözükmüyordu. 6.65 liraya günde 14 saat...
September 2011
1 post
So Tell the Seagulls That I Am Back in Town
Arkadaşlarla iş çıkışı Beşiktaş’a inmişiz; yarım saatliğine de olsa üç beş istavrit çekelim diye.
Takımları açıyoruz; çaparilerimiz afili. Az ötede bir grup martı denizin üstünde kralaşıyor. Hareketlenip uçmaya başlıyorlar. Nasıl olsa gidiyorlar, diye sallıyorum oltayı.
Gel gör ki; kurşun suya değer değmez misina titremeye başlıyor. “Ahanda!” diyorum, “bu kadar kıpraşma...
July 2011
1 post
Babanâme [1] Baba, asla ulaşamadığındır
“Acil’den gir, soldaki kapıdan devam et, ileride görevlileri göreceksin zaten. Ben oradan alırım seni!”
Gerçekten de oradan alıyor beni. Yanında bir servis hemşiresi var. Fakat güvenlik elemanı, iki tarafı ayıran yarı açık cam kapının ardından kuşkulu gözlerle bana bakıyor. Kel, göbekli, bıyıklı, üç günlük sakallı bir adam, gecenin bir vakti sırtında çantası olduğu hâlde onun...
April 2011
1 post
Taşrada 19 Mayıs Hazırlıkları
Neredeyse caddeyle hemzemin olan balkondan, mezun olduğum liseye bakıyorum. Bir bahar cumartesisinin kaypak güneşi, avludaki yüz – yüz elli kadar gencin üzerine iniyor.
“Arkadaşlar, bakın beni bağırttırmayın! İnsanlar hâlâ uyuyorlar; hastası olan var. Çabucak bitirelim şu çalışmayı!” diye gürlüyor hoparlördeki ses. Günlerden cumartesi, saatlerden de dokuz olduğu düşünülürse, haksız sayılmaz.
...
March 2011
3 posts
February 2011
1 post
Bir Kelime Bir İşlem
104.000.000.000 - 87.000.000.000 = 17.000.000.000
17.000.000.000 / 70.000.000 = 243
Forbes dergisine göre Türkiye’nin en zengin 100 kişisinin toplam serveti bir yılda 87 milyar dolardan 104 milyar dolara yükseldi. (Kaynak: Nah burada!)
Ekonomiden anlamam; yanlışım varsa düzeltin: Hâl böyleyken, 2010 yılı için kişi başına düşen GSMH da yükselecek değil mi? (Boş yere Bu Ekonomi Elimizde...
January 2011
1 post
Aşağı Mahallenin Hrant'ı...
Eskiden aşağı mahallenin çocukları ile yukarı mahallenin çocukları maç yaparlardı. Bunun için mümkün olduğu kadar tarafsız bir arazi belirlenmeye çalışılır; böyle bir saha bulunamazsa, biri “sizin orda” biri “bizim orda” diye, rövanşlı bir ayarlama yapılırdı.
Nazarımızda mahalle maçları, kendi aramızda yaptığımız maçlardan daha önemliydi. Tüm mahallenin onuru (!)...
December 2010
1 post
Yaşlı Martılar Ölmek İçin Nereye Giderler?
Üsküdar’dan motora bin. Hava bugünkü gibi güneşli ve sıcaksa üst kata çık, ferah ferah.
Güneşin ışın sektirmece oynayışını izle. Son sekme yeri gözün olsun, acısın biraz gözün.
Sonra genç martıları gör, Boğaz’ın tazelerini. Neşeyle oynaşıyor olsunlar, mesela. Birbirlerini kovalasınlar, her türün gençleri gibi. Henüz gri tüyler düşmemiş olsun kanatlarına. Haklarıdır elbet; lodossuz,...
October 2010
2 posts
Martı Canatan'ı Takdimimdir
…
Hikâyenin öte tarafına geçecek olursak; Martı Canatan’ın aynı adı taşıyan büyük büyük büyük dedesi İstanbul’un işgali sırasında İngilizlere karşı mücadele etmiş, İstanbul’dan Anadolu’ya gizlice istavrit ve midye taşınmasına yardımcı olmuştu. Ancak bir gün öfkesine yenik düşüp, yüksek rütbeli bir İngiliz subayının kafasına sıçmış; kızıl kafalı subayın revolverinden çıkan kurşunlar yüzünden...
Neden Adam Olamadım?
“Anlat bakalım, neden adam olamadın sen?” diyor, sırıtarak.
Eski bir tanıdıkla Nevizade’de rakı masasındayız. Yok yok, yalan atmış olmayayım; Galata Köprüsü’nün altında bir lokantadayız. Köprünün Boğaz’a bakan tarafında…
Karşı kıyıdaki evlerin aydınlık salonları, insanın aklına misafirliğe gelecek; Salacak sahilinde ilerleyen arabaların farları göz alacak...
September 2010
9 posts
4 tags
Yatay Çizgili Tişört Adamları (YÇTA)
Kapitalist moderleşmenin en kallavi başarılarından birisi; gizli bir kast kültürü dahilinde içiçe yaşayan, ama birbirine değmeyen toplumsal tabakaların varlığını, her şey yolundaymış gibi örtebilme becerisidir.
Gelenegüzel toplumlarda maraba ile toprakağası arasındaki ayrım oldukça belirgindi. Birbirlerine dokunmamaları, temel kurallardan birisiydi. Ancak seve seve modernleşirken ortaya çıkan...
5 tags
Elhamdülillah, Müslüman Demokrat Klonuz!
Son yıllarda devlet erkânını her görüşümde aklıma lisedeki din hocam geliyor.
Sanki adamı iman gücüyle klonlayıp bakanlıktan vekilliğe, müdürlükten memurluğa, belediye işçiliğinden esnaflığa kadar her yere yerleştirmişler.
Badem ya da ince bıyık altından çıkan, artık dinginliği vurgulamak için mi bilinmez, kısım kısım kısılmış bir ses tonuyla, kimi zaman gizli bir öfkeyi kimi zamansa...
4 tags
Sosyalleştirelim Anammm!
Türk filmleri, seksten sadece kötü kadınların ve tecavüzcülerin zevk aldığını öğretti bize.
Bundan dolayı, o dönemin Türk filmlerini izleyen çocuklar olarak, hiç birimiz anne babamızın seks yaptığına inanmak istemedik. Kaldı ki bu hissiyatımız, onları gözümüzde aklamamız için meşru bir zemin yaratan “leylek masalı” ile desteklendi.
Seks, ancak hasta ruhlu kötü karakterlerin zevk...
4 tags
Antalya Günlüğü : Öleceğim Lan!
Telefon çalıyor: Ağabeyim!
“Birader ya, göğsüm ağrıyor. Evin önündeyim, beni Sigorta’ya götürsene!”
Hiç gereği olmadığını bildiğim halde, “Tamam” diyorum. Üzerimi giyinip, en sakin ve yavaş halimle aşağı iniyorum.
Arabada beni bekliyor; yüzü ekşimiş.
“Nen var?”
“Ya tam şuraya ve şuraya ağrı giriyor! Şurdan çıkıp, dönelim!” ,
‘Karanlık Karnaval’ı bir gecede okuyup bitirdiğinin ertesi gününde,...
1 tag
Antalya Günlüğü : Akıllı Bıdık
Babamın diyalizden dönmesine az vakit kalmış.
Dört kat boyunca her katta dinlenmesi için kullandığımız tabureyi alıp, “Ben iniyorum!” diyorum içeriye.
Annemle televizyon izleyen en küçük yeğenim atlıyor:
“Ben de geliyorum!”
“Otursana kız işte rahat rahat, ne bekleyeceksin aşağıda?”
“Yok, ben de seninle bekleyeceğim!”
Bebekliğinden beri bıcır...
3 tags
Antalya Günlüğü : Varış
“Hoş geldin yiğidim!” diyor, derinden gelen, yorgun sesiyle.
Çantamı bir kenara atıp sarılıyorum.
“İyi gördüm seni!” diyorum.
“Yok ya yiğidim,” diyor. “Kaşıntı çok canımı sıkıyor. Dün gece uyuyamadım yine!”
Bir ay önceki gelişimde havaalanından doğrudan doğruya hastaneye geçmiştim. Hani gençliğinde de iri yarı sayılmazdı, ama onu kurumuş bir erik ağacı gibi çelimsizleşmiş halde yatakta, tüm...
5 tags
Tekinsiz Tepeler
Dolapdere Caddesi’nin kararsız bir bıçak gibi yardığı iki tepe; birbirlerinin düzensiz, orantısız ve benzersiz binalarını izleyerek karşılıklı uzanıyorlar. Bir tarafta Kurtuluş’un altında kalmış Eskişehir ve Bozkurt mahalleri; öte tarafta ise Elmadağ’ın yer yer dökülen İnönü’sü ve Ergenekon’u… Tam ortalarındaki yarıkta boylu boyunca çocuk işçilerin terleriyle ağaran oto tamircileri, onlara...
3 tags
Naber Lan Bülbül Kardeş!
Gelişim psikolojisinin bize armağan ettiği en şahane bilgilerden birisi, insanların ruhsal omurgasının çok küçük yaşlarda oluştuğudur. Onun üzerini ne tür kazanımlarla ve acayipliklerle örterseniz örtün (Hadi olmadı, onu külliyen reddedin!), o damar en derinde, bir kış uykusu rehavetinde ama canlı, yaşamaya devam edecektir.
Sonra öyle bir kırılma anı yaşarsınız ki; özene bezene kurduğunuz o...
5 tags
Bıyığın Faydaları
Herkes tuvalette birşeyler düşünür değil mi?
Benim de tuvalete taşıdığım hayati konuların ikinci sırasında, insanları diğer hayvanlardan nasıl ayırt edebileceğimiz konusu geliyor. (İlk sırada Heideggerci ontoloji var.)
Son kabızlık nöbetimde bu ayrım için üç temel özelliğin olduğuna karar verdim: Balık kapmak için takla atması gerektiğini kavrayamamış insanlar olmasına rağmen, nöron sayımızın...
August 2010
4 posts
4 tags
Bir Ölü Katilini Arıyor
Televizyonun üstündeki abajuru sehpaya indiriyorum. İzmarit dolu kültablaları, haftasını doldurmuş mizah dergileri, kenarı bulaşık çikolata ambalajları, mektup karalamaları arasında zar zor bir yer uyduruyorum.
Kanepeyi beş dakika önce açmışım, ahizeyi kapattıktan sonra. Uzaklardan gelebilecek kötü bir habere karşı, tüm telefonlar yanı başımda. Pis bir gece: Tüm aramalarda, hatta yanlış...
5 tags
Bu Ekonomi Var Ya, Elimizde Büyüdü Abisi!
Devlet kurumları açıklama yapıyor: “Göstergeler çok güzel, yeminle kadranın sonunu gördük”
Ekonomimiz büyüyor!
Hükümet mağrur ve mutlu: Menderes’le başlayan kapitalist cumhürriyet tarihinin en cillop dönemini yaşıyormuşuz; pek yakında hürriyet üstünde refah sevecekmişiz!
Ekonomimiz büyüyor!
İşadamlarının umut dolu başarı öyküleri yanlı, yansız gazeteleri süslüyor: Umumi...
5 tags
Niçiş Ne Demiş?
Apartmanın dış kapısından içeri giriyorum. Öğlenin sıcağını yemişim en yalazlısından. Kelim pişmiş, tişörtüm sırtıma yapışmış. Kapıcı Recep, asansörün karşısındaki makam masasına kurulmuş geniş bedeniyle, kulaklarına inen kıvırcık saçlarının altından o da terliyor. Bir yandan da birisiyle konuşuyor.
Tam asansöre ulaşacakken meret yukarı çıkmaya başlıyor.
“Ya Recep, niye durdurmadın...
4 tags
Her Şey Mümkün!
İmkansızlık, bir yanılsamadır.
Dünya bize dokunduğu andan itibaren, parçası olduğumuz evren sonsuz olasılıklar içinde bir patikaya sapar. Gittiği yön bizim isteklerimize ve amaçlarımıza kayıtsızdır; anlamsızdır.
Ancak biz yanılsama varlıklarıyız. Yanılsamalarımıza, anlam adını veriyoruz. O anlamı ne kadar yükseğe dikebilirsek; bizim için o kadar değerli ve vazgeçilmez oluyor. Aile, din, sevgi,...