I Love Seagulls

Martıları sevmek için nedene ihtiyacınız varsa, son bir haftada yaşananlar gerekli bahaneleri verebilir. Ben kendimce 10 tane neden buldum ve bunları aşağıda açıklamaya çalıştım; buyurunuz:

1) Hiçbir martı türü, başka martı türlerini aşağılamaz. Çünkü her martı, sadece martı olduğunun farkındadır. Bundan dolayı Kadıköy martıları ile Eminönü martıları arasındaki tek muhtemel husumet, vapurlardan atılan simitleri kimin alacağıdır. (Şaka lan şaka, Kadıköy ya da Eminönü martısı diye bir şey yok; sadece martı var!)  

2) Martıların milliyetleri, dinleri, siyasi görüşleri yoktur. Bundan dolayı, bir grup martı bir başka gruba kendince kutsal nedenlerden ötürü zulmetmez; onları ezmeye, sindirmeye, öldürmeye çalışmaz. 

3) Martılar yalan atmazlar. Yapmak istedikleri neyse onu denerler. Bunu başarırlar ya da başaramazlar; ama bunu süslü püslü saçmalıklarla örtmeye çalışmazlar. 

4) Martılar çeşitli liderlerin, başkanların, ağaların, komutanların, şeyhlerin, müdürlerin, guruların peşinden sürüklenmezler. Kendi ihtiyaçlarına göre yaşarlar. (Liderlik müessesesinin olduğu diğer hayvan gruplarında da, lider sürüyü koruma karşılığında daha fazla üreme ve yiyecek elde etme şansına sahip olduğunu açık açık gösterir. “Ben sizin ananızım”, “Ben sizin babanızım”, “Ben Tanrı’nın yeryüzünde vücut bulmuş haliyim”, “Ben kurtarıcınızım”, “Ben halkın sesiyim”, “Ben sizin iyiliğiniz için…” gibi kutsallık söylemleri üretmezler.)

5) Martılar kanatlarının keyfine göre uçabilirler. Bu sayede dünyayı kirletecek teknolojiler üretmeden istedikleri yere giderler. Bu sayede çürük çarık binalar yapmazlar, rüşvet yiyerek bunlara ruhsat vermezler. Bu yüzden depremde göçük altında kalan bir martıya rastlamayız. 

6) Martılar hiçbir şeyden nefret etmezler. Her ne kadar sevdikleri, haz aldıkları ve içinde bulunmaktan sıkıntı duydukları durumlar olsa da, bunu bir bir başka hayvana mal edip nefretin sürekliliğini sağlamazlar. Martılar, anı yaşarlar; pislikleri biriktirmezler. Acemi balıkçıların oltalarına yakalandıklarında bile, kurtuluşlarının ardından onların kafasına sıçmazlar.

7) Martılar sanıldığı kadar açgözlü değillerdir. Karınlarını doyurmak, güvenli bir yerde olmak, üremek onlar için yeterlidir. Mutlu olmak adına her şeyi elde etmenin peşinde koşmazlar. Doyumsuzlukları, bir o yana bir bu yana uçup, aşağıdaki insanları kıskandırmakla sınırlıdır.  

8) Martılar, martı olmanın erdemine inanmazlar. Hele hele böyle bir erdem söyleminden yola çıkıp, kendilerini özel görerek başka martıların ve diğer hayvanların canlarını yakmazlar. Onların acı çekmelerinden keyif almazlar. Sırf eğlence olsun diye diğer hayvanları avlamazlar.   

9) Martılar na(h)if bloglar yazmazlar. Martılığın neresinin yanlış olduğunu ortaya koymaya yönelik bir çabaları yoktur. Çünkü ‘günah’ ve ‘vicdan’ kavramları onlar için bir anlam ifade etmez. Üzerlerinde bu iki kavramın yükü yoktur.  

10) Yukarıdaki 9 madde yanlışsa bile, “Lan zaten hayvan bu; tek amacı hayatta kalmak, yapacak tabii!” deyip geçebilirsiniz. Kaldı ki; yukarıda kendileri hakkında söylenen hiçbir laftan haberleri olmadan yaşamayı sürdürüyorlar. Fakat biz akıl sahibi, erdemli, vicdanlı (!) insanlar olarak yolumuza çıkan her şeyi sömürebildiğimiz kadar sömürüp, sonra da yok olmaya terk ediyoruz.

——————-

Görselli Not:

Aşağıdaki görselden yola çıkıp, yukarıdaki martılı çalışmayı yapan sevgili dostum İlkay Eser‘e, verdiği ilhamdan dolayı teşekkür ederim.