Tanrım, beni subliminal nöro teknolojinle yeniden kodla!
Harbiye Müzesi’ndeki Hediyelik Eşya Fuarı’ndayım. Sıcaktan bunalmışım, sebepsiz bir gazla girdiğim bu kapalı panayırdan hızlıca çıkmanın yolunu arıyorum.
Hediyelik Beypazarı Kurusu ile Halis Trabzon Tereyağı reyonlarını geçtikten sonra, iki boncukçu arasında sıkışmış, daracık bir standı fark ediyorum. Sağlı sollu birkaç poster eşliğinde, beyaz örtülü bir masaya aynı CD’den 3 sıra dizilmiş. Posterdeki, “Subliminal nöro teknoloji” ifadesi dikkatimi çekiyor; bir an içimdeki acilen çıkma isteği azalıyor; duruyorum.
Satışlar kötü olmalı ki görevli kızcağız, standının önünde birisinin durduğunu görünce hemen atlıyor:
“Merhaba, uyurken zayıflamak ister misiniz?”
Evet, son zamanlarda çok kilo aldığım doğru! Çiroz bacaklarımın geçirildiği yarımdünya göbekten memnun değilim. Kel kafamın altından sarkan gıdıyı, bıyığım bile kurtaramıyor. Aynaya baktığım kimi zamanlar, tepesinden tek patates fırlamış, yürüyen bir patates çuvalına döndüğümü görüyorum. Eskisi kadar çevik de değilim zaten; seri hareket edemiyorum, yokuş çıkarken nefesim tıkanıyor. Şişmanladıkça daha fazla terliyor insan; belki de sırf bu yüzden panayırda çok bunalmışımdır. Fakat, yine de bir insan evladına çat diye “uyurken zayıflamak ister misiniz?” denmez, değil mi?
Nöro meselesini görmemiş gibi davranıyorum:
“Nasıl zayıflatacaksınız beni?”
Anlatmaya başlıyor, yarım iştahla:
“Şimdi efendim, bu teknik subliminal nöro teknolojiye dayanıyor! Uyurken CD’mizi dinliyorsunuz, bu bilinçaltınıza ideal kilonuzu ve kilonuz için ideal yaşam biçiminizi kodluyor.”
“Biliçaltıma?”
“Evet, efendim. Siz uykudayken çalışıyor. Bilincinizi yeniden programlıyor. CD’miz sayesinde ekstradan hiçbir şey yapmanız gerekmiyor; ne diyet, ne spor!”
Alnımdaki terin donduğunu hissediyorum. Şişmanlığa vurduğum aşırı terlemede bir gerileme mi var? Nöro terapi daha uyumadan işe yarıyor olmasın!
“İyi de bu bilinçaltı dediğiniz nedir? Bilincimin altında bir şey mi var yani?”
Soruma yanıt vermek yerine, kelimeleri esnete esnete ezberini sürdürüyor:
“Normalde kıramadığımız alışkanlıklar var ya, işte bunlar kilo almamız yol açıyor. Yani kendimizi ideal şekilde kodlayamadığımız zaman…”
Elime bir CD alıyorum, evirip çeviriyorum. Üzerinde yazanları okuyorum. Üfle üfle!
“Ürünümüz Sağlık Bakanlığı onaylıdır. Bilimsel olarak etkisi ispat edilmiştir. “
“Bilimsel ha?”
“Evet, yapılan çalışmaları uzmanlar onaylıyor.”
“Çok etkileyici! Kaç lira bu?”
“KDV dahil 49 lira!”
“49 lira mı?”
“Evet!”
“Oh süpermiş! Spor salonlarına boş yere ayda 150 lira vermeye gerek yok desenize!”
Bir an susuyor. Kinayeyi yeni anlamış gibi, yüzünün çok gerisinde müstehzi bir gülümseme doğuyor. CD’yi masaya bırakıp, bir broşür alıyorum. Hafif hafif yelliyorum.
“Denerseniz pişman olmazsınız”
“Önce bir okuyayım, araştırayım. Bu nöro meselesi şakaya gelmez!”
Yürürken broşüre göz atıyorum.
“Uyurken Zayıfla CD’si Nöro teknoloji ile kayıt yapılmış olduğundan kopyalanamaz” yazıyor. Tanrım, CD’nin bilinçaltına sızıp, onu kopyalanamayacak şekilde yeniden kodlamışlar!
Her şey, Philip K.Dick tarzı bir paranoya fantazisi gibi gelmeye başlıyor: Son 1 yılda aldığım kilolar, kendisinin bilinçaltı kopyalanmamaya kodlanmış bilinçaltı kodlama CD’si, donan ter…
Stanttan uzaklaşırken yeniden terlemeye başlıyorum. Sağa sola şüpheli bakışlar atıyorum. İşin doğrusu, beni sinsice takip eden Bilinçaltı Kodlama Takımı’ndan birilerini açığa çıkarmayı umuyorum. Ne var ki, açık olan tek şey, iyi gizlenmeyi başardıkları!
Oysa bilinçaltımı, “motivasyon, afirmasyon, imajinasyon” aracılığıyla kodlamalarına izin verseydim; kolaylıkla zayıflayabilirdim. Heyhat, son 49 liramı önceki gün ufak rakı, az haydari, peynir ve salatalık almaya harcamışım!
Elimden hiçbir şey gelmeyeceği için, içimden Tanrı’ya yalvarıyorum:
Tanrım, beni subliminal nöro teknolojiyle yeniden kodla!
(Hasubliminallah ve nimel vekil ve nimel mevla.)

